Yazmaya oturmak istemiyorum. İstemiyorum çünkü ne kadar kendimi uzaklaştırsam da kederden, gamdan, dertten - yine de olmuyor yürek ezikliğinden başımı alamıyorum. Bunları yazmak istemiyorum.
Kalemimden yaş damlıyor, mürekkebim dağılıp kağıdımda pis bir leke gibi duruyor tüm yazdıklarım. O pislik; insan olmanın bana yaşattığı pislik, insan olmaktan utanmanın şekillendiği bir leke, bir kirlilik. Evet insanlığımdan utanıyorum. Çocukları öldürmekten utanmayan insanlık, masumları kana boğmaktan yılmayan onursuz insanlık, para için savaş çıkartmaktan bıkmayan insanlık, dinleri kullanıp sayısız vahşeti kılı kıpırdamadan izleyebilen insanlık, mazlumken kendine acındıran ve yıllar boyu taraf topladıktan sonra, güç eline geçince kendine yapılanların bin katını yapan insanlık. Utanılan insanlık, utandığım o insanlık.
Çoğunlukta olan biziz aslında, çoğunluk biziz. Barıştan yana olan, kardeş olmayı seçen, yüreği yumuşak, sahip olduklarıyla yetinmeye çalışan, güneşin sıcaklığına yüzünü dönen, yağmurla sevinen, yeşilin güzelliğini, kirazın tadını hisseden biziz. Çocukları seven, onlara yardım eden, hastalıklarını iyi eden, aşımızı paylaşan biziz. Biziz! Biziz çok olan BİZ. Ama bir avuç zalim hükümdarın hakkından gelemiyoruz. Oturup yaptıklarını izliyoruz. Yüzyıllardır bu bir avuç zalimin elinde oyuncak olmanın ötesine geçmeyi başaramadık ve kan denizinde boğulup savaş dumanlarında nefessiz kalıyor, ne kadar modernleştiğimizi savunsak da konu vahşete gelince hep iki ayağımız üzerine kalktığımız zamandaki kadar geri olmaktan kurtulamıyoruz.
Bu düzenin, bu döngünün içerisinde yer alan ve bence kimin iktidar kimin yönetilen olduğu belli olmayan, hayatım boyunca da asla anlamadığım ve anlayamayacağım bu sistem niye yok edilemiyor. Doğanın bize sunduğu ve katlanmak zorunda kaldığımız olgulardan değil. Bir model bu; biz masum insanların, yaşamaktan başka gailesi olmayan insancıkların aklını karıştıran, abuk sabuk sınıflamalarla birbirine düşürüldüğü, kin ve nefret ile yürekleri doldurularak piyonlaştırıldığı bu sistem. Ama çok olan biz; bu sistemi yenemiyoruz. Yenemiyor ve elimiz kolumuz bağlı izliyoruz.
Orada uzakta bir savaş var – biz izliyoruz. Orada uzakta açlık var – biz dinliyoruz. Orada uzakta hastalık var – biz kaçıyoruz. Çözümsüzlüğümüzle başbaşa kurusıkı ağlıyoruz.
Bildiklerimle ters düşüyorum. Çoğunluğun karşısında hiçbir güç dayanamaz demişlerdi, şimdi gülüyorum. Çoğunluğun gücü yokmuş, geç de olsa anladım. Çoğunluğun gücü uygarlık, demokrasi ya da modernizm denen binbir bir yalanla yalıtılmış. Çoğunluk gücünü de iktidarını da çoktan yitirmiş. Çoğunluk evine hapsolmuş, kuklaları izliyor, şarlatanları dinliyor. Çoğunluk, kan ve et kokusuna alıştırılmış. Çoğunluk, kendisine dayatılanları yapmak için yarışına devam ediyor, birgün sıra kendisine gelir mi hiç bilmiyor. Çoğunluk çoktan ölmüş, onurunu ve şerefini yitirmiş. Sanırım üçünü bin yılda toplumların geçireceği aşamaların da diğer bin yıllardan farkı olmayacak, ilkelliğin esaretinde topu ortadan kalkacak. Bu arada soykırımlar olacak, çocuklar ölecek, kadınlara tecavüz edilecek. Bu şekilde yıllar yüzyıllar geçecek... İnsanlığımdan utanıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder