Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








13 Şubat 2012 Pazartesi

Yanıyoruz... da ne oluyor sanki (9 ağustos 2008)

Yaz aylarının en sıcak dönemleri Batı Anadolu ve Akdeniz’de ciddi orman yangınlarını da beraberinde getirir. Heryıl dekarlarca ormanlık alan kül olur gider, tepeler siyaha bürünür. Çanakkale-Gelibolu dolayları da bu sabıkalı havza ile yarış halindedir. Cayır cayır yanar bir şekilde heryıl. Hayvanlar telef olur, sivil halktan ölen ya da yaralananlar olur, yangın şehitlerimiz bile vardır heryıla yazılmış. Adlarına hatıra ormanları teşekkül etmiş ve nicesine yollarboyu seyahatlerimizde rastlamışlığımız olmuştur.

Ne yapalım? Ne yapalım biz bu yangınlara. Üzülüp kahrolalım, başka çaremiz yok. Yangın söndürme uçağı sayısı Yunanistan’ın ondabiri bile olmayan, yüzölçümü ve nüfusu ile aptalca gurur duyan Sevgili Türkiye’mizin, burada yaşayan rezil halkı olarak üzülelim, kahrolalım, ağlayıp zırlayalım.

Peki sadece yangınlar mı kasıp kavuran ortalığı, başkaca ağaç katliamı yok mu sizce. Ateşler altındaki görüntüler mi bizi etkileyen sadece.

Ya gizlice, farkında olmadan sanal anlamda yanan ormanlara ne demeli?

Sadece duyarlı insanların gözüne takılan minik haberlerde vardır onlar:

Gaziantep’te kamulaştırıldıktan sonra bir inşaat firması tarafından alınan ve şehrin tek ormanlık bölgesi olan Düllükbaba Ormanlık Alanında ağaçlar kıtır kıtır kesildi. Hazretler yüzlerce ağacı kılları kıpırdamadan kesti.

Geçen yıl Hatay’da Organize Sanayi Bölgesi yapılacağı gerekçesiyle 1000 kadar Okaliptüs ağacı da aynı şekilde kıtır kıtır kesilmişti.

Kozak Yaylası’nın fıstık çamları altın arama bahanesiyle kıtır kıtır kesiliyorlar. Binlerce yıldır orada yaşayan ağaçlar manyakların saldırısına uğradı ve öldürülüyorlar. Siyasi iktidardan aldıkları güçle “MANYAKLAR rejimini” hayata geçiren bu idamlıklar Kozak Yaylasında yaşayan tek yeşil bırakmayacaklar.

Kaz Dağları yıllardır yontuluyor zaten, ne suyu kaldı içilecek, ne de toprağı kaldı ekilecek, gittikçe zehirlenip kirleniyor.

Ayvalık havzası bir başka grup idamlık tarafından yazlık ev çılgınlığına teslim oldu, zeytinler kıtır kıtır kesildi, sitelerle kuşatılınca atıl duruma düştü, bakımsızlıktan kurumuş kavrulmuş ağaç mezarlarıyla kuşatıldı.

Golf tutkunu kötü kopya İngiliz özentisi ruh hastalarının yozlaşmış zevkleri ve tatminsizliklerini giderme derdine, Side ve Belek’te günnük ormanlarını yine bazı idamlıklar kazıdı yuttu. Minik bir topun peşinde, deliğe isabet ettirme sapkınlığı yaşarken çocuklarımızın geleceği traşlandı bitti.

Örnekler o kadar çok ki, sayfalara sığmaz. Bence herbiri, bu insan denen organizmadan kat be kat daha değerli ve canları bu insanımsılarla kıyaslandığında kesinlikle yeğlenecek olan ağaçlar; onar, yüzer, biner elimizden gidiyor.

İşin en üzücü yanı ise bu katliamlar izinlerle, belgelerle yapılıyor. Doğanın çok uzun sürelerde büyük emeklerle meydana getirdiği tapılası güzellikleri, bir avuç idamlık tarafından öldürülüyor. Şimdi Ben Antalya yanıyor diye üç gün ağlasam ne olur, Çanakkale için iki gün yas tutsam ne olur. Orada yanan yerlerin yüz katı kadar yere ilişkin tahribatı hergün duyuyor, okuyor, görüyor ve kahroluyorum. Yansa ne olur yanmasa ne olur. Yanınca kıymetli oluyor da kesilince mi önemsiz kalıyor? Zehirlenince mi gözden kaçıyor? Gafletin böylesine takacak isim bulamıyor sizi gözyaşlarınızla başbaşa bırakıyorum.

NOT : 3 ağustos 2008 tarihi ailemizin not defterine geçti – babamın semtimizin pazarından bir köylünün evinin bahçesinde yetiştirdiği yumruk kadar, eğri bürü, siyah yarıkları olan bir domatesi 1.5YTL verip satınalması ve eve “müzelik” diye getirmesi günün olayı idi. Tek domates ve 1.5YTL. Benim ilkokulda iken karşımızdaki boş araziye yaptığım minik bahçemde yetiştirdiklerim cinsinden. Paylaşmak istedim

ZS-ağustos 2008


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder