Ömür herkese farklı biçilmiş bir değer. Kimine kocaman bir armağan gibi verilmiş kimine ise azıcık ve kısacık layık görülmüş. İşte bu noktada bazı hatalar var. Özellikle sanat ve bilim alanında dünya tarihine geçmiş, insanlık adına yararlı ürünler ortaya çıkartmış olağanüstü diye niteleyebileceğimiz insanlar ve yaşamlar için biraz daha bonkör davranılması gerektiğini zaman zaman düşünmüşümdür. Tabiki hakkaniyet adına bu ayrımı yapmak biraz acımasız bir yaklaşım ama Ben; diğer insanlar daha az yaşasın demiyorum, sadece kategorize ettiğim insanların daha uzun ömürlü olmasını dilerdim, onu anlatmak istiyorum.
Şöyle bir bakalım; uzun yaşamışlara. Tüm yaşamları boyunca üretmiş bu insanlar eğer zamanları bu kadar olmasaydı, insanlık ne çok eserden ve üründen mahrum kalacaktı. Chagall-98, Dali-85, Mimar Sinan-98, Picasso-92, Michelangelo-89, Salieri-75, Einstein-76, Fazıl Hüsnü Dağlarca-95 (hala yaşıyor), Goethe-83 yıl yaşamasaydı bugün geride bıraktıklarının belki yarısı olmayacaktı. Evet başkaları yerine koyabilirdi ama yine de onların bu dünyada uzunca zaman kalmaları ve ölene kadar üretmeleri bence doğanın ya da Tanrı’nın bir lütfu. Kendilerine teşekkür ediyoruz. En başta da Azrail’e teşekkür ediyoruz, kimbilir gizlice torpil yaptı, büyük emri dinlemedi ve onları bizim için yaşattı.
Hemen karşılığında yaşamdan erken ayrılanlara, daha yapacakları, üretecekleri çok şey varken bu payenin reva görülmediği kısacık yaşamışlara bir bakalım. Mozart-35, Chopin-39, Orhan Veli-36, Sait Faik-48, Bethoven-57, Van Gogh-37, Kazım Koyuncu-33 ünde geçip gitmeselerdi neler olurdu, daha neler yaparlardı acaba. Nice bestelenmemiş müzik, yazılmamış şiir, söylenmemiş şarkı, boyanmamış resim, gerçekleşmemiş deney uçup gitti onlarla. Ne yazık değil mi? Doğanın ya da Tanrı’nın bu hatasını kabul etmekten başka seçeneğimiz yok malesef. Her ölüm erkendir ama bu kadar da olmamalı diye iç geçiriyorum, zavallıcasına... yapacak birşey yok!
Şimdi çok daha ilginç bir noktaya geleceğim. Tanrı’nın ya da Azrail’in ödüllendirdiklerine dönelim bir kere daha. Salazar-81, Franco-83, Pinoche-91, K.Evren-90 (hala yaşıyor)... ilginç değil mi? Şimdi “iyi de bunlar zaten sanatçı veya bilimadamı değil ki zaten” dediğinizi duyuyorum. Haklısınız değiller, e peki öyleyse bunlar NE’ler? Bence hiçbir şeyler ama tarihteler, yaşadılar, VAR’lar. Bilinmeyen birçok önemli ismin önüne geçerek kayda alınmış bazı isimler bunlar.
Yaşamak, uzun yaşamak için “başka ömürlerden çalmak mı gerekiyor” ne? Biz yine de güzel şeyler üretmeye devam edelim, çabalayıp çalışalım. Varsın adımız bilinmez olsun.
Temmuz-2008 / ZS
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder