Tercih meselesi. Tercihlere saygı duymak meselesi aynı zamanda. Mustafa Kemal Atatürk de bu tercihi yapan insanlardan biri, belki de içindeki fırtınalara, gözünün karalığına ve hedeflerinin zorlu yoluna ortak koşmamak adına tercih etti yalnız olmayı. Başarısının altında yatan en önemli nedenlerden biridir tek başına olmak. Geride bırakacağı, gözünü ardından ayıramayacağı bağımlılıklara asla taviz vermedi. Başka türlü olsaydı 100 yıldır hayran olunan (kimilerinin nefreti gizli kıskançlıktır, sonuç başarıdır) sonuca ulaşamazdı. Eleştirilebilir ama ne olursa olsun iyi yaptı.
Tıpkı aynı tercihi yapan diğer insanlanların iyi yaptığı gibi.
Yalnızlar... nedense uzaktan bakıldığında hep acınır bu insanlara. Bir evde yalnız başına yaşamak, yalnız sinemaya gitmek ya da tatile çıkmak, yemeğini kendin için hazırladığın masanda keyifle yalnız yemek, tek başına bir kadeh içki içmek, bir odada yalnız başına oturmak. Bazılarına çok garip ve dayanılmaz gelir. Sokakta dahi yalnız olamayanlar vardır, alışverişe yalnız gidemeyenler. İşte bu tipler öyle şaşkın şaşkın izlerler tek başına olanları.
Kibirdir esasında bu. Üstün olmaktır, güç gösterisidir, belki de meydan okumak. Gençliğine meydan okumak, hatta tam tersine; seksenindeki yaşlı bedenine meydan okumaktır yalnız kalabilmek.
Hepimizin bir çemberi var, et kalınlığı çok ince de olsa yalnız olduğumuz zamanı, kendimizi, salt kendiliğimizi içine sıkıştırıp huzur bulduğumuz çemberimiz. Bazı zamanlarda sıkılıp bunaldıkça kaçmayı sevdiğimiz, o sınırlı yer. İşte bu alan yalnızlarda çok geniştir. Hayatı yaşamak adına önemlidir. Hayatı anlayarak, tadına vararak yaşamak, kendin için yaşamak bu noktada gerçektir. Bir elma dilimini ağzınıza attığınızda aldığınız tat elmanın ki, bir biberi yediğinizde aldığınız tad ise biberinkidir. Ama biberle elmayı aynı anda yerseniz ne tat aldığınızı anlayamazsınız, ikisine de benzer ve ne elmayı bilirsiniz ne de biberi. Bazı karışımlar güzeldir hatta karışımı oluşturan bileşenler tek başına tahammül edilemez de olabilirler. İşte bu da tahammül edilemeyenlerden yalıtılmak ve bu şeylerden habersiz hale gelmektir ki, tercih edilemeyebilir. İşte tek başına yaşamak hayatı, salt-kesif tadı alabilmek olmalıdır.
Yalnızlık... Allah’a mahsus olduğu iddia edilir ve bu nedenle Tanrısaldır. Yalnızlık ibadettir, huzurdur ve çok güzeldir... zaman zaman kalabalıklarla lezzetlenen ama sonunda dönülen yalnızlık... gerçekten çok güzeldir... sanıldığı gibi bir felaket hiç değildir. Ruhumuzu, kişiliğimizi bu son derece normal ve olası gerçeğe eğitimli, hazır hale getirmemizdir önemli olan. Gelecek yalnızlıktır. Kalabalıklar içinde yalnızlık... geleceğe dayanacak olanlar içinde bu gücü, direnci geliştirebilen ruhlar olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder