1992 yılında Bodyguard filmini izlerken Whitney’in “I will always love you” yu söylediği bölümde, sinema perdesine kilitlenmiştim. Kamera Whitney’in ağzının içine zumlanmıştı ve içerideki dil, küçük dil ve gırtlak hareketleri ayrıntılarıyla izlenebiliyordu. İnanılmazdı. O an anladım Tanrı’nın bazı insanları farklı yarattığını. Tüm anatomik yapı bu ses ve bu söyleyiş için tasarlanmıştı, açıkça görülüyordu. Kendimi düşündüm ve dünya ikiye yarılsa bu sesleri çıkartamayacağımı gördüm. Whitney, dünyaca ünlü ses Dionne Warwick’in de yeğeniydi, ortada genetik bir mükemmellik söz konusuydu.
O güzel insan, daha onlarca yıl sesiyle bizi uçuracak bu büyük yetenek dün gece hayattan ayrıldı. Son görüntülerinde yaşadığı mutsuzluk, deformasyon açıkça görülüyordu. Uyuşturucu pençesinde geçmiş gençlik, yetişkinlik maalesef olgunluk çağına varmasını engellemişti. Neydi bu kadar mutsuz kılan bu güzel kadını. Neyi çözememiş ve daha neler istemişti yaşamdan. Sevmediği neydi, onun boşlukları neydi ki; alkol ve uyuşturucudan kurtaramamıştı kendini. İskelet gibi bir vücut, bulanık bakan gözler, ne söylediği anlaşılmayan bir konuşma. Zevksiz, ruhsuz, yürüyen bir kefen gibiydi sanki.
Şarkı söylemeye çalışan her aceminin diline doladığı ve bir çeşit kendini ispat etme prosedürü olan “I will always love you” en güzel onun gırtlağından çıkmıştı. 50 yıllık bu şarkı Whitney’in simgesiydi adeta. Aşk için söylenmiş sözler ve kuvvetli müzik hep kulaklarımızda çınlayacak. 12 Şubat 2012 günü öksüz kalmıştır 14 Şubat ve AŞK. Çok yazık!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder