Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








12 Şubat 2012 Pazar

Koyu beyaz, Açık siyah (24 aralık 2007)

Hiç hoşlanmadığım halde başlıktaki kadar saçma bir konuya değinmeden bu dönemi atlatamayacağım. Ülkemizde modern İslamlaşma adı altında dünyanın olabilecek en saçma kampanyası yürütülürken, bu konuda her kesimin abuk subuk yorumlarıyla çevrelenmiş durumdayız (modern olmak ve İslamlaşmak!). TV kanalları açık oturumlar düzenliyor, yorumcularla birebir sohbet programları hazırlanıyor, gazeteler sayfa sayfa yazıyor, köşe yazarları birbirleriyle istop oynuyor... oluyor da oluyor... bizim ise burada kafamız şişip, içimiz daralıyor. Kimse de net ve kesin bir tavır koyamıyor.
Ben bir kadınım. Kadının kapanma özgürlüğü şeklindeki saçma bir tamlamaya inanmam ve destek vermem mümkün olamazr. Kapanmak özgürlük değildir. Özgürlükler çerçevesinde tanımlanacak bir seçenek değildir. Bir tercih, bir istektir. Kapanan kapanır ama bunu da bir gösteri haline getirmez, sembolikleştirmez.
Başını kapatma, türban takma özgürlüğü meselesi de benzerdir. Böyle bir özgürlük de yoktur. Özgür olan saçlarımızdır. Bağlanıp bohçalanınca özgür olamazlar, o zaman burada da kavramla çelişen bir durum vardır ve üzerinde tartışmak saçmalığın ötesine geçemez. Başı örtmek tercihtir. Gerekli ise örtülebilir. İsteyen tozdan, isteyen sıcaktan, isteyen de soğuktan korunmak için başını örter. Bu bir sembol değildir, sembolleştirmek iyi niyetli bir davranış değildir, olay tamamen gösterişten ibarettir, zaten çelişkileri de beraberinde getiriverir.
Konunun dini olarak değerlendirilmesi, islami yaşam tarzının benimsenmesi, bunun politik hale gelip dayatmaya dönüşmesi ise en büyük insan hakkı ihlalidir. Burada özgürlük sözcüğünden hiç bahsedilemez. Din bizim vicdan hürriyetimizdir. Kimse neye, nasıl inanacağımızı bize söyleyemez, telkinde bulunamaz. Maneviyat insan denen varlığın en özgür olduğu bölgedir, bu bölgeye kimse karışamaz.
İşte sapla saman karışınca, insanların vicdani özgürlüklerine müdahale edilince ortaya bütün dünyanın gözü önünde bizi küçük düşüren, gülünç hale getiren, rüküşlüğün ve iğrençliğin en üst düzeyde yaşandığı görüntülerin oluşmasına neden olan ortam yaratılıverir.
Son 25 yılda görünmeye başlayan, son 15 yılda sokağa dökülen, son 5 yılda iyice kuvvetlenen, son 6 ayda ise ipin ucunu iyice kaçıran büyük değişim sürecinin sonuçları karşımıza mide bulandırıcı örneklerle çıkıyor. Atatürk’ün çizgisini çizdiği ve özlemini duyduğu modern Türkiye emelinden hızla uzaklaşıyor, uzaklaştırılıyoruz. Hem de modernleşme adı altında.
Dini kaideler sadece başı örtmekten ibaretmiş gibi bir minör şıkka bağlandı sonunda. İslamı hiç incelemeye, dinimizin kuralları için hiç araştırmaya gerek yok artık. Kadınsan başını örteceksin, erkeksen de Cuma namazına gideceksin. İşin tamam, yapacak başka görevin yok. Mis gibi müslümansın, Allah katında yerin hazır.
Ne kolay iş be.
Ben sokağa çıktığımda artık şu görüntülerden iğreniyorum. Hanım kızlarımız moda dergilerinden fırlamışcasına giyiniyorlar, etek, pantolon, transparen gömlekler, bluzlar giyiyorlar, etek boyları  diz hizasında, hatta altlarında file çoraplar, yüksek ökçeli gayet modern ayakkabılar. Kolyeler, yüzükler, bilezikler (küpe nerede onu bilmiyorum, göremiyorum), makyaj ise resmen sahneye çıkacakmışcasına abartılı. Ama kafalarında kukuleta gibi, dışarıdan bakıldığında yan yatmış yumurta şeklinde biçimlendirilmiş iğrenç renk ve desenlerdeki bir eşarpla kapatılmış. Bunun neresi güzel ve neresi modern ve hatta neresi islami, dindar? Kimi kandırıyorsunuz. Hatta bazı küçük kızlarımız, heavy-metal akımının sembolu olan siyah renklerde giyiniyor, akımın sembolleri ile desenlenmiş kazak ya da bluzlar giyiyorlar, pantolon belleri kasıkta, neredeyse iç çamaşırları görünecek, ayaklarında yine siyah, spor modaya uygun ayakkabılar. Ama kafa, kukuleta, yan yatmış yumurta gibi şekillendirilmiş. Gayet dindar gayet islami. Hatta islamda şehadet parmağına (işaret) yüzük takılması da pek mubah sayılmaz ama bunların şehadet parmakları da yüzüklü birçok kereler. Tırnaklar da ojeli. Kısacası ojeli falan ama abdest tamam. Vallahi bravo.
Yine bu genç hanım kızlarımız olabilecek en aykırı ortamlarda da sıkça görülüyorlar. Ünlü şarkıcıların konserlerinde çığlık çığlığa bağırabiliyorlar ya da heryerlerini kıvırıp sallayarak dans edebiliyorlar. Birçok zamanlarda el ele göz göze erkek arkadaşlarıyla dolaşabiliyor, o kapalı kafalarının açıkta kalan bölümlerini pek de güzel erkek arkadaşlarına sunabiliyorlar. Yakındır, barlarda alkolsuz üzüm suyuyla kadeh de tokuşturacaklar.
Siz, başı açıkları eleştirin, hep yargılayın, dinsizlikle suçlayın.
Siz başınızı bağladınız mı sonrasında toplum ahlakına ve geleneklerimize aykırı her şeyi yapın.
Siz bu toplumu kafanıza göre bölün, sonra da dilediğinizce çıkarlarınız için elinizden geleni ardınıza koymayın, maşa olun, militan olun, suni kavgalarla gündemi meşgul edin.
Siz kadın olun, kadın hakları savunucusu olun, siz özgürlükçü olun.
Yok öyle yağma. Eğer bu yola başkoyduysanız, sıkıysa giyin çarşafı, tek renk siyaha bürünün. Ehliyetlerinizi kocalarınıza, miraslarınızı erkek kardeşleriniz ve babalarınıza geri verin. Seçim sandıklarının yanında nöbet tutmaya boşverin, evinize çekilin. Üzerinizde görünen, tapusunda adınız yazan  mülklerinizi iade edin, çünkü onlar sizin hakkınız değil. Evlilik cüzdanlarınızı da yakın, bir imamın karşında nikah tazeleyin, tez elden kocalarınıza yeni eşler bulun. Yaptığınız şeyi tam yapın! Öyle başınızı bağlamakla kurtulamazsınız. İslamın tartışılmaz kurallarını kendinize göre yorumlayıp da olayı kafa kapatmaya tıkmayın. Hele sonrasında özgürlükten hiç söz etmeyin. Kimseyi kandıramazsınız.
Erkeklere de lafım var. Ben bu kesime yakınlık duyan, destekçisi ve hatta militanı olan birçok uzun saçlı erkeğin de işin içine girmesini istiyorum. Yanlarında türbanlı sevgili ya da eşleriyle gezen sırma saçlı çok erkek gördüm. Birçoğuna Allah öyle vermiş ki saçlar hem uzun, hem gür, hem de parlak. Vallahi imrendim, kendimden utandım. Bu tip saçlı erkekleri ortamda yarattıkları tahrikkar halleri için kınıyor tez elden onların da örtünmesini istiyorum. Saç günahsa bu erkekte de, kadında da aynı şeydir. Bu yüzden arkadan bakıldığında kadın zannedilen (birçok arkadaşımız bu komediyi yaşamıştır) ve peşinden gelen erkeklerin şehvetli, arzulu tepkilerine mazhar olan arkadaşlarımız çoktur. Onların da önlem alması önemlidir. Bu meret tahrik ediyor, ne olursan ol kapatacaksın kardeşim.
Bu konu çok uzun ve bitmez. Herşeye rağmen Yüce Atatürk’ün ektiği tohumlar öylesine kuvvetli köklere sahip ki, ne kadar küfür etseler de, ne kadar onun kalelerini yıksalar da, ne kadar karşı çıksalar da, ne yazık ki genlere işlemiş bir kere. Bugün şeriat çemberinde boynu sıkılan kadınların yaşadıkları koşullar yerleşmeye başlayınca, ilk bağırıp çağıranlar yine bu bizim başı kapalı, aklı kısalar ve onların destekçisi ikiyüzlü satılmışlar olacaktır. İlk feryatlar onlardan yükselecektir. Bizim genlerimizde kodlanmıştır artık bu. Kimse yırtınmasın ama bu saçmalığa da son verilsin. Sıkıldık.
Açık siyah  -  Koyu beyaz yoktur... Saç kapatma özgürlüğü yoktur... Modern İslam da yoktur. Sembolleştirme, Siyasallaştırma, İslam’ı sinsi çıkarlara alet etme vardır ve en önemlisi Vahabilik dayatması, Vahabilik zulmüne mahkumiyet - Arap Emperyalizmine teslimiyet VARDIR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder