Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








29 Şubat 2012 Çarşamba

Farmville... (6 ekim 2009)

Birkaç gün önce gazetede okuduğuma göre facebook’taki FarmVille oyununa üye sayısı 52 milyona ulaşmış. Zaten ne zaman feysbuka girsem ana sayfada onlarca arkadaşımın farmville ile uğraşmış olduğuna tanık oluyor ve son derece sevimli resmedilmiş inek, ördek, koyunlara bakıyor yetiştirdikleri sebzeleri görüyorum. İnsanlık içindeki çiftçi canavarını bir şekilde ortaya çıkardığı için feysbuka minnettar... Sanırım endüstri devriminin sonu geldi, tekrar tarım devrimi yapıp dünyayı sanayicilerin elinden kurtaracağız... her neyse bu işin güldürme tarafı ama yabana atılır bir durum da değil.

Bendeniz bağ bahçe işleriyle uğraşmanın ne denli zevkli olduğunu çok iyi bilen biriyim. Daha ilkokulda iken ıslak pamuklar arasında çimlendirdiğim nohut ve fasulyelerden, büyük saksılarımıza gömdüğüm ve sonradan yeşeren mercimeklerden aldığım ilk keyiflerden feci şekilde damardan zehirlendim ve tutkun oldum. 10 yaşında iken oturduğumuz apartmanın karşısındaki geniş zeytinlikte kendime küçük bir bahçe yaptım ve ilk adımımı maydanoz, nane ve biber yetiştirmek suretiyle attım. Bu böyle yıllar sürdü en son Maşukiye’deki evimizin arka bahçesinde kocaman bir tarla oluşturmayı becermiş ve çeşit çeşit ürünleri hasat ederek bütün mevsimlerde mutfağımızdan eksik etmemiştim. Son derece keyifli bir olaydır ve bu 52 milyon tutkunu da gayet iyi anlıyorum veeeeeeeeeee birşeyi çok ama çok merak ediyorum:

Acaba bu sanal çiftçilerin kaç tanesi

GDO’lu gıdalardan ve GDO’lu temel besin maddelerinden haberdar?

Kaç tanesi ülkelerinin tarım politikalarını biliyor? Tohumlarını piçleştirdikleri ürünlerle dünyayı yok eden, toprağı bozan, arıların neslini yok eden, hastalıkları başımıza bela eden dünya düşmanlarından haberi var?

Kaç tanesi gerçek hayatında sofrasına kabak, ıspanak ve lahana geldiğinde burnunu kıvırmıyor?

Acaba kaç tanesi geçtiğimiz bir ay içinde fastfood satan yerlerden ne kadar hamburger, pizza ve patates kızartması yedi ?

Kaç tanesi çocuklarını büyümiks denen zehirli beyaz un çamurundan üretilen ekmekle beslemeye devam ediyor, tahıllı ve tam buğday ekmekleri dururken bu beyaz zehirle çocuklarını bağımlı hale getiriyor ?

Kaç tanesi hazır gıdalara mahkum, kaç tanesinin mutfağında yemek pişiyor (kendi pişirmesi şart değil!) ?

Kaç tanesi tüm zararları artık anaokulundaki çocuklar tarafından bile bilindiği halde mikrodalga fırın kullanıyor ve yine bu fırınları kullanan cafelerde bu şekilde ısıtılmış sandviç yemeye devam ediyor?

Kaç tanesi hazır soslar, kremalar, içinde ne olduğu belli olmayan işlenmiş etler, kuru gıdalar tüketmeye devam ediyor?

Kaç tanesi paketlerin üzerini dikkatlice okuyor?

Kaç tanesi çikolata hamuru diye satılan ve içinde onlarca kimyasal bulunan kahverengi bulamacı ekmeğine sürüp sürüp yemeye devam ediyor

Bu liste uzadıkça uzayabiliyor...  içimdeki çiftçi değil ama içimdeki şeytan hep bunu düşünüyor J Sevgili çiftçilerimize verimli ürünler, hayırlı hasatlar diliyorum. Umarım bir gün gerçek hayatta da bir bahçeleri olur ve yetiştirdiklerini afiyetle yerler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder