Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








12 Şubat 2012 Pazar

Memuriyet (5 mayıs 2008)

Geçtiğimiz haftanın son günü (Cuma) emlak vergimi yatırmak için Belediye’ye gittim. İki yıllık borcum olması nedeniyle  bir gün daha gecikecek durumda değildim ve mutlak bu işi halletmeliydim. Çalışan insanların zaman bulması çok güç olsa da şükür ki belediyede mesai saat 8.00 da başladığından ve ben de sırabaşı olduğumdan işimi çabucak halledip çıktım, işime de zamanında gidebildim.
Bunu niye mi yazıyorum. Mesainin başlamasını beklediğim on dakika içinde yaptığım gözlemlerim ve keşfettiğim genetik özelliklerim. Belki dışarıdan davulun sesi hoş gelebilir ama Ben memur olmak için yaratılmışım. Her ne kadar yurdun diğer noktalarında koşullar çok farklı olsa da, kazançları yetersiz sayılsa da o on dakika boyunca yaşadığım hoş duygular memur olmayı sevebileceğim konusunda beni ikna etti. Bu arada belirteyim ki mekanım Kadıköy Belediyesi olup ben de 25 yıllık fanatik bir Kadıköy’lü olduğumdan değerlendirmemin tamamen duygusal zeminden destek gördüğünü de itiraf etmeliyim ancak; yine de Ben memur tabiyatlı bir insanım. Buna inanıyorum.
Bir kere yapılan tüm işlemler tamamen bir mevzuata dayalı. Size neyi nasıl yapacağınız hususunda anahtar teşkil eden kural, yasa, yönetmelik vs. mevcut. Bunları iyice okuyup idrak ettiyseniz, eh biraz da kafanız çalışıyorsa işler son derece düzgün yürüyebilir. Son yıllarda elektronik hizmet altyapısının da yaşanan küçük bazı aksiliklere rağmen gayet güzel destek verdiğini düşünürsek memur olmak güzel diye yorumlayabiliyorum. Sistemi hizmete çevirmek, insanlara yardımcı olmak, işlerini görebilmek şeklinde özetleyeceğim fiillerin hepsini bu ortamda yapabileceğimi gözlemledim. Sanırım devletin analitik düşünme yeteneğine sahip ama sosyal tarafı da gelişmiş, matematiği sevdiği kadar hukukun da keyfini yaşamayı bilen elemanlara ihtiyacı var. Doğru seçilen eleman da kara örtüyü ortadan kaldırabilir hem hizmet veren hem de hizmet alan daha mutlu olabilir. Memurluk ücret odağına öyle sabitlendi ki, tek kriter haline geldiğinden maaşların düşüklüğü hiçbirşeyin düzgün yapılmaması gerektiği, yapılayamacağı, işini yapanın asla hoş karşılanmayacağı şeklinde memleketimizde kronikleşti. Neyse işin bu tarafını fazla kurcalamayalım. Bu ithamları yapanlar; hem memurluğa kapağı atmaya çalışırlar öte yandan da sürekli yerden yere vururlar; çoğu özel sektörü bilmeden de ahkam keserler, sanki özelde karşılıksız para dağıtılıyormuş gibi! Özel sektörde birşey yapmak için kırk kişiyle savaş vermeniz gerektiğini, millete günlerce dil döküp, vahşi insan rekabetinden hafif sıyrıklarla zar zor kurtulabilindiğini ise hiiiiiiç bilmezler. Her grupta olduğu gibi burada da şuursuz, tiynetsiz insanlar vardır elbette ama onları çoğaltmamak biraz da bizim elimizde!
Konuya dönelim. Saat 7.55 de kapıdan güvenlik memurunun yardımıyla içeri girdim, sıra numarası aldım, memurlar teker teker gelip yerlerine yerleştiler, sistemler açıldı, ekranların açılması, ısınması vs on dakika sürdü. O arada bir hizmetli çayları dağıttı. Ben bir köşede duvardaki panoda ilk ışığın ve “001” numaranın yanmasını beklerken tüm bu olan bitene baktım. Saat 8:05 de “001” numara yandı. Kalktım bankoya yaklaştım. Güleryüzlü genç bir memur bayana “emlak vergimi yatırmaya geldim” dedim, “geldim ama ilk kez beyanda bulanacağım ve cezalarımı da ödeyeceğim” . Kızcağız güldü hemen adımdan, adresimden kayıtlarda beni buldu. Zaten evimi aldığım firma benim için beyanı yapmış bu ortaya çıktı! Ben de ödeyeceğim meblaya ait ekstreyi kendisinden alarak vezneye yöneldim. Kredi kartıyla borcumu ödedim ve saat 8:12 de Belediye’den çıktım. Süreci doğru olarak yaşamış ve ortama yaşatmışsanız sorun çıkmıyor. Belgeleriniz tamamsa, sisteme olayı doğru tanıtabiliyorsanız işiniz 10 dakika! Hayatım boyunca resmi dairelerde büyük boyutta sorun yaşamadım. Sürekli kötü reklam edildiği gibi bir durum kesinlikle ortada yok! Bu da gözlemlerimin bir diğer unsuru. Ne verirsen onu alırsın!
Bu sevecenliğimden sıkılmış olabilirsiniz tahmin ediyorum! Olayın genetik boyutu da var elbet,  bu sevgide büyük paya o sahip. Benim dedem (ve diğer 3 kardeşi de) yüksek dereceli devlet memurları idiler. Hem Osmanlı zamanında hem de TC kurulduktan sonra Cumhuriyet zamanında devlet memurluğu yapmış insanlar! Hatta bu kuşağın çocukları da büyük yüzdeyle babalarının izinden gitmiş memurlar. Devletin İdari makamlarında tam 48 yıl çalışmış ve bu işi de hakkını vererek yapmış, Mülkiyeli bir adamın torunu olmam genlerime bu tip bir sevgiyi işlemiş olabilir. Ben dedemin özenle yaptığı, siciline minicik bir leke dahi sürdürmediği ve açıkçası kutsal olarak gördüğüm bu sektörün bir üyesi olmayı o sabah istedim. 
Ve düşündüm ki; hakları için meydanlara dökülen aralarındaki adamsendeciler arasından sıyrılmayı başarmış, bilinçli ve özverili, kadrolaşma piyonu olmayan gerçek memurlar için ben de varım. Buradayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder