Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








12 Şubat 2012 Pazar

Yaşamı kaçırmamak için. (27 mayıs 2008)

Yaşamı sorgulamak zaman zaman hepimizin yaptığı birşeydir.  Kimiz, neyiz, niçin yaşıyoruz, değiyor mu bu dünyaya? Kime ne yararımız var, üretiyor muyuz, yoksa sadece kendimizi hayatta kılmak için mi birşeyler yapıyor, diğer yaşamlara katkımız olmaksızın ömür geçirip duruyor muyuz? Bunlar böyle uzayıp gider.
Açıkçası ben kendimden ve yakın çevremden başka kimseye yararım dokunmadan yaşamaktan ölesiye nefret eder, bu tip yaşamları gereksiz bulurum. Ben mi? Ben de tamamen bu gereksiz yaşam sürenlerden biriyim, bunu itiraf ediyorum. Yokluğumu hayal ettiğimde dünyanın bir kayba uğramayacağını açık yüreklilikle itiraf edebilirim.
İyi de ne yapmak lazım. Vallahi Tanrı bana yapacaklarım için bir güç ve iktidar vermedi, öyle anadan babadan türlü iktidar ve güçlerle donatılmış biri değilim. Kendi iradem dışında gelişmiş bağlayıcı unsurlar nedeniyle de sonradan olma bir birikim, güç ve beceri kazanmayı da başaramadım.
Kısacası ot gibi geldiiiiiiiiiiiiiiiiiiim, ot gibi de gidiyorum, bu nedenle o kadar uzun ömürlü olmayı da hiç mi hiç istemiyorum.
Peki ne mi yapıyorum. Aslında birçoğumuzun yaptığını!
“Oyalanıyorum”.
Hepimiz oyalanıyoruz. Hep zamanı geçirmek, bugün de akşam olsa, aman yaz gelse, aman kış bitse, aman çocuklar büyüse, yok emekli olsam gibisinden yaşamı tüketen fiiller çemberinde dönenip duruyorum ben de; çoğumuzun – yaptığı - gibi.
Düşünün
Düşünün
Biraz daha düşünün yahu!
Peki yaşam böyle kaçırılacak kadar değersiz ve önemsiz mi? Bize adanmış ömrün hakkını vermeden böyle ziyan olup gitmesine göz yummak mı olmalı yaptığımız?
OLMAMALI.
Bir sonraki yıla bırakılacak hiçbirşey olmamalı! Ertelediğimiz süreler ömrümüzün sonuna eklenmiyor ve en önemli – büyük yaşamlar; dünyadan çekip gittiği halde adları anılmaya devam eden, ürettiği eserleri hayranlıkla izlenip, kullanılan yaşamlardır. Bunu başaramadıysak bile asla ve asla ertelemeyelim, yaşamı asla kaçırmayalım. Az yiyelim, az giyelim, az tüketelim
Ama yaşamı boş yere tüketmeyelim.
Ben ne mi yapıyorum. Yazdıklarımı yapmıyor, yapamıyorum ama dikkatinizi çekmek istiyorum, Çemberi kırıp bu dediklerimi yapacak birkaç kişi olması bile beni çok mutlu edecektir.
Sevgiyle kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder