Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








12 Şubat 2012 Pazar

Kaz Dağları ve TSK (8 kasım 2007)

Günlerdir gündeme dört  nala girmiş ve bunca hengame içinde başarıyla hepimizi meşgul etmeyi başarmış; bence bugün bizim için en önemli konu olması gereken Kaz Dağları katliamı için artık ne söyleyeceğimi ne yazacağımı bilemiyorum. Zira o kadar zayıf, güçsüz ve aciziz ve öyle zavallı haldeyiz ki ne kadar yırtınırsak yırtınalım bizi ipleyen yok. Üç beş adam evet sadece üç beş adam konu hakkında kararı verdiler, tüm hukuki yaptırımlara rağmen engellenemiyorlar ve yüzlerce yıl etkileri devam edecek bir çevre felaketine izin verildi. Milletlerin adamları büyük buluşları, insanlığa hizmetleri ile tarihe adını yazdırmış alimler, kahramanlar yetiştirirken, bizim memleketimizde son elli yılda dünyayı ve ülkesini perişan eden, satan, gelecek nesillerin yaşamını yok edecek eylemlerde bulunan adam cisminde canavarlarıyla tarihe bir sıkı liste vermiş durumda. Seç seç yaz, bak bak küfür et, yüzlerine tükür.

Memlekette sadece rejim tehlikesi belirdiğinde muhtıralarla kendini hissettiren Türk Silahlı Kuvvetleri acaba böyle bir çevre felaketine ve ülke satılmışlığına ses çıkaramaz mı? Hani bir gece ortaklıkta ne kadar enerji bakanı, devlet bakanı, maden arama yetkilileri vs. varsa hepsini garnizonlara çekip kulaklarına iki satır lakırdı üflese ne olur sanki. Türkiye’miz bir tek asker kükrediğinde ağzındaki salyaları geri çektiğine, korkudan kuyruğunu sıkıştırdığına göre acaba bu yüzlerce yıla etki edecek, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini yok edecek bu altın arama saçmalığına dur dese olmaz mı? Ne engel var ki bu konuda? Olamaz mı?

Yahu vatan toprağı altın uğruna satılmış 2018 yılına kadar delik deşik edilip zehirlenecek, en kapsamlı ehliyet yabancılara verilmiş, ağaçlar gitti gidecek. Bundan büyük bir tehlike var mı? Ha ülkemizi düşman askerleri işgal etmiş, orada burada ev basıp milletimizi yerinden yurdundan ediyor, ha elinde maden arama ruhsatları ile ekolojik dengeyi, sosyal dengeyi alt üst edecek bir avuç zıpır ve onların kölesi, satılmış Türkiye vatandaşı altın hayali ile kudurup saldırıyor da ne fark ediyor? Ülke böyle de tehlike altında değil mi? Tek tehlike laikliğin elden gitmesi, vatan toprağının bölünmesi olayı mıdır? Yok canım öyle bir şey, tehlike budur, bundan büyüğü de yoktur.

Allah aşkına nedir bu altın meselesi, ekonominin çok bilmişleri bu konularda bizi bulduğu yerde çiğ çiğ yiyecek ama ben o dağların tek bir ağacını 1 kilo altına değişmem, o temiz havanın, o 100 – 200 yıllık zeytin ağaçlarının muhteşemliğini en gösterişli külçeye adamam. Ne kazandıracak ki bize. Zaten kazanacak olan da biz değiliz ki? Hani ehven-i şer derler ya bari bu altınları biz kazansak, yok efendim öyle bir şey, hektarlarca toprağımızın katledilmesi karşılığından elin yabanından sadaka mukabilinde bir pay alınacak. Eh o sadakayla da bizim borçlar bir bir ödenir mis gibi... ya da bazılarının dolmak bilmeyen zimmetlerine geçirilir güzel güzel. Onların şımarık soyları hiç ölmeyecek gibi yaşar,  etrafındaki açları umursamazca paralarını savurur durur ve hatta örtülü amalı pırlantalı ve olağanüstü makyajlı karılarıyla ülke ülke gezer, en modern ve abartılı yerlerde yaşamını sürdürür. Varsın ülkenin ormanları bir bir yok olsun, biyolojik ve ekolojik zenginlikleri telafisi mümkün olmayan tahribatlara uğrasın.

Kaz Dağları altın yumurtluyor ama biz o Kaz’ı kesiyoruz. Bizim altın yumurtlayan Kaz’ımız kesilerek kurban ediliyor. Onu yaşatmak için ne yapmalı bilemiyorum ama aklıma yatan bir proje olursa gönüllüyüm. Ben bu işlerin öyle üfürükten eylemlerle sağda solda bildiri dağıtmakla ya da yollarda yürümekle halledilebileceğini hiç sanmıyorum. Eylem daha ciddi olmalı ve tıpkı onların potansiyel zararları gibi kendilerine acı ve zarar vermeli ki anlamı olsun. Can’a değil ama mallara zarar verecek iyi eylemlere desteği vermeye hazırım ya da ilk defa umudum olan TSK’yı bu konuda göreve çağırıyorum... vatan toprağı, vatan toprağı... alın işte size VATAN TOPRAĞI.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder