Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








29 Şubat 2012 Çarşamba

29 Şubat (29 şubat 2012)

Sırf bugün Şubat’ın 29’u diye yazdım seni YAZI. Dört yılda bir başıma geleceksin ve belki dört yıl sonra geldiğinde beni bulamayacaksın. Kim bilir belki de hiçbirimiz seni  bir daha göremeyeceğiz. Belli mi olur?
Dört yıl önce; 2008’in Şubat’ında ne yaptığımı düşündüm az önce. Kitabımı yazmaya başlamıştım bir ay öncesinde ve var gücümle devam ediyordum yazmaya. Geri dönüşlerle hatırlamaya çalışıyordum 400 günümü. O zaman facebook yoktu, vardı da benim hayatıma girmemişti. Bir güncem de yoktu. Meğer ne zormuş dedim hayatı listelemek. Faturalardan biletlere, takvime yazılmış iki üç harften, telefon mesajlarına kadar didik didik etmiştim her şeyi, uçan kuştan medet ummuş, sardunyalarıma sormuştum bazı şeyleri. 
2008’de Şubat’ın 29 çekeceğini farkında mıydım? İşte onu hatırlamıyorum. Özel bir yıldı ama önemsemişim herhalde.
Şubat’ı 29 çeken, benim 40’ladığım, çalışma yaşamımı sonladığım, Antalya’nın günlük yaşamına en son kere gittiğim, saçlarımın son kez çok uzun olduğu ve hayatımın her anını geçirmek istediğim Bozcaada’yı son defa gördüğüm bir yıldı 2008. Şimdi düşününce ilginç buldum YAZI! Bu kitap işi hafızamı çok güzel eğitmiş onu anladım. Geriye odaklanmak bir keyifmiş, şimdi tattım.
Bugün ise Şubat’ı özel 2012’deyim. 2012’nin ise hiç özelliği yok benim için. 29 Şubat’ının da. Bilmiyorum belki dört yıl sonra. Yaşar da kalırsam burada, yazacak şeyler bulurum onun da hakkında.
Şimdilik hoşçakal  YAZI.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder