Merhaba dostlarım. Şu sıralar epeyce sıkıntılı günler geçireceğiz zira elimize aldığımız gazetelerden, izlemek üzere açtığımız TV kanallarına kadar yer gök seçim sonucu analizleri, hezimete uğrayanların bahaneleri, galip gelenlerin sığlık ve çiğlikleri, en başta da kendini yorumcu ilan edenlerin ukalalıkları, Allah hepimize sabır versin.
Ancak yaşadığımız coğrafya da bizim siyasetten uzak kalmamıza izin vermiyor, ister istemez kendimizi bu hengamenin içinde buluyoruz. Ben gazeteci değilim, siyasetçi hiç değilim, sosyal bilimler alanında eğitim almış biri de değilim. Topluma, ülkesine uzak kalmamayı tercih etmiş, halkının dertlerini anlamaya ve algılamaya çalışan duyarlı ve eğitimli bir yurttaşım. Hem çözümün sadece siyasi partiler ve seçimlerde olduğuna da inanmıyorum. Ver oyunu çekil kenara ondan sonra da vızır vızır sağda solda söylen dur; yok öyle şey.
Eğer yaşadığımız ülkenin ve toplumun çıkarlarına uygun çözümler üretip sonuçlara ulaşmak istiyorsak, eleştirdiğimiz şıklar varsa yolumuz toplumsal tepkimizi örgütlü olarak ortaya dökmekten geçer ki birçok dernek, örgüt, oluşum bu konuda tercih edeceğimiz yerdir, yoksa da oluşturmak görevimizdir.
Şimdi gelelim sade bir yurttaş olarak, bu tarafta görünenlere.
Efendim MHP meclise girmiş de ırkçı ve faşistler palazlanmış da vs. Ne bekliyorsunuz ki? AB ülkelerine bakın hatta sosyal demokrasinin beşiği diye hayran olunan İsveç’e bakın. Tek tek sağcılar iktidara gelmiyor mu? Sağcı partiler kuvvetlenmiyor mu? Ülkesindeki göçmenlere ve dolayısıyla azınlıklara serseriler diyen, ülkeden kovmakla tehdit eden Sarkozy Fransa’da seçim kazanmadı mı? AB yolundaki Türkiye’de bazı süreç değişikliklerine karşı duruş işte böyle %14-15 ile temsil edilmek suretiyle bünyesini bulur, çok normaldir, bulunmaları da gerekir. Hem icraatlarını göreceğiz daha, en başından kestirip atmak büyük yanlış, madem demokratız, bu adamların da hakkı var; gruplarını kurarlar, dertlerini anlatırlar. Ortada öyle şişirildiği kadar büyük tehlike yok.
Bu seçimlerin en renkli sonucu Bağımsızlar. Seçim barajı ve yıllardır değişmeyen Siyasi Partiler Kanununa verilen en güzel cevap, hayırlı olsun. Ayrıca bağımsızların içindeki DTP kökenli milletvekillerinin %25 inin kadın olması diğer partilere ders veriyor. Töre cinayetlerinin kasıp kavurduğu güneydoğu meclise kadın vekillerinin gönderiyor, bravo, kutluyorum. Demek ortada şişirildiği kadar felaket bir durum yok. Bu kesim bence ikinci şansını çok iyi kullanmalı eski hatalar, popülist hareketlerle fırsatı kaçırmamalıdır.
CHP. Şöyle tutucu imiş, demokrat hiç değilmiş, bunlar sosyal demokratların temsilcisi olamazmış, bu kesimden oy alamazmış vs. Geçelim dostlar bunları. Kapıları GENÇLERE ve KADINLARA sımsıkı kapatılmış bir parti %20 den fazla oy alamaz, bütün tartışmalar hikaye, 5,5 milyon yeni-genç seçmenin olduğu bu seçimlerde CHP ye kaç oy gitti bilmiyorum ama bu gruptan %3 bile alamadığına eminim; çocuklar dedelerinden yaşlı ADAM’lara oy mu verecekti yani, bunu mu bekliyorlardı. Buna ancak gülünür. Kısacası bu gençler eğitim, iş ve gelecek kaygılarının çözüm modellerini bu ihtiyar kadroda yakalayamadı. Seçilebilen yerlerde yaşı 60 dan aşağı olmayan bu tayfa meclisimizin bayramda eli öpülecekler sathını pek güzel oluşturdular kalan ömürlerinde sağlıklı olmalarını diliyorum. Hem zaten nasıl bir zihniyettir ki; parlamentodaki sandalye sayısını tehlikeye düşürmek pahasına bunca yaşlıyı milletvekili yapmaya cesaret edebiliyorlar, doğrusu kutluyorum, beş yılda ölme olasılığı o kadar yüksek ki bu insanların (Allah uzun ömür versin pardon). Ne genel başkan istifası ne de yerine geçecek olası adaylar bu partiyi kurtaramaz, burada tümünün daha doğrusu bu modası geçmiş zihniyetin tasfiyesi gerekiyor, neyse bu konular benim gibi sade vatandaşın karar vereceği şeyler değil ben bu tarafta görünenleri söylemekle mükellefim sadece; kısacası işin esprisi - CHP yaş ortalamasından kaybetti (!)
Ve en önemli mesele. Cumhuriyet mitinglerinin rüzgarının meclise ulaşmadığı konusu. İşte bu mitinglerde bulunmuş biri olarak en doğru şeyi söyleyecek olan BENİM, BEN: Sade yurttaş Zeynep. Bir kere bu mitingleri hala anlamayanlar şunu kafasını kazısın.
1-Bunlar belli bir partinin tekelinde değildi, olmadı, buradaki kitlenin oyu sanıldığı gibi belli bir partiye gitmedi. Bu durumdan umutlananlar cevabı sandıkta aldı
2-Bu mitingler TSK yanlılarının ve orduyu yönetime çağıranların işi de değildi, en başta karşı olanlar bu kesimdi, yanıt yine sandıkta verildi
3-Bu mitingler AKP ye karşı düzenlenmiş değildi, herkese olduğu gibi AKP’ye de mesaj vardı. Ülkede teröre çözüm üretemeyiş, yabancıların memleketi istilası, aşırı islamcıların değişmeyen söylemleri, tarafsız olmayı beceremeyen meclis başkanı ve bu zat’ın cumhurbaşkanı olma inadı; tehdit olarak bu süreci kullanması, yolsuzlukların ayyuka çıkması ama genel başkan tarafından sürekli bu adamların savunulması, ülkenin tüm kurumları ile sürekli kavga ve kriz, şeriat manevraları, aşırı dinciliğe prim verme gibi şıklara tepkiyi de içinde barındırıyordu bu mitingler. Katılımcıların içinde 2002 seçimlerinde AKP ye oy vermişler de vardı ! Kısacası millet AKP ye dedi ki; madem merkez sağı temsil ediyorsun kendine gel! Mesele dindarlık ya da türbancılık değildir, Arap Vahabi geleneğini Türkiye’de yerleştiremeyeceğinizi umarım anlamışınızdır, işte mesaj buydu.
4-Halk tercihini yaptı, geçmiş iktidara bir beş yıl daha verdi. Bu son derece isabetli bir sonuçtur. Taraftarı olmadığım halde AKP nin tekrar iktidara gelmesine üzülmüyorum. Bugüne kadar her dönemde iktidarın değişmesi bir sonraki seçimlerde halkı yanlış kararlara itmiştir. Mevcut iktidarın müspet işlerinin, kazanımlarının kaymağını yeme, menfi işlerinin ve kayıplarının cezasını ödeme, bir sonraki iktidarın hak etmediği bir durumdur, hep de böyle olmuştur, yanlıştır. İşte film şimdi başlamıştır, esas icraat şimdi yapılmalıdır, yapılacaktır, zorunludur. Yapılmazsa bu sefer bunları kimse kurtaramaz tarihe gömülürler, kaçacak delik dahi bulamazlar, işleri çok zordur, ona buna şirin görünmek, bazı grupların çıkarlarına hizmet etmekle seçim kazandıklarını sandıkları an arkalarındaki büyük halk desteğini kaybederler ki bu durumda onları kimse kurtaramaz. Üstlerinde epeyce emanet oy vardır ve bir gecede kayar gider. %47-48 gibi bir sonucu kendileri bile beklemediğine göre ciddi ciddi düşünmeye başlamışlardır umarım.
Halkımız ile demokrasi arasındaki uçurumun ise kapanmasına daha çok var, Gelir dağılımındaki büyük adaletsizlik, toplumdaki derin kültür düzeyi farklılıkları, sosyal eşitsizlik, varsıl-yoksul dengesizliği, cinsiyet ayrımcılığı, eğitim, işsizlik, feodalite kıskacı, birey olma niteliğine hala çok uzakta olmak, plan dışı nüfus artışı gibi ana sorunlar çözümlenmedikçe bu ülkede demokrasiden söz etmek ise bazı grupların güzel hayalleridir. Büyük şehirlerimizde şık masa sohbetlerinin konusu olmanın ötesine geçemez. Çünkü Gerçek Demokrasi YOKSULLUĞUN BİTTİĞİ YERDE BAŞLAR. Yoksulluğun olduğu yerde ise demokrasi ancak satın alınır. Bizim ülkemizin büyük bölümünde de demokrasi adına sandıklardan çıkanlar işte bu bedelli oylardır, gerçek değildir.
Sade vatandaş olarak gözlemlerim budur, aktarmayı vatandaşlık borcu olarak görüyorum ve konuyu kendi tarafımda kapatıyorum.
NOT : Diyarbakır, Bismil ilçesi Sinanlı Köyü sakinleri. Sizleri 72 milyon adına kutluyorum. İşte gerçek halk iradesi ve ifadesi budur! Gerçek-samimi halk tepkisi.
24 temmuz 2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder