Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kadın seçendir, seçilmesi mümkün değildir... (25.5.2007)

Ülkemiz 14 Nisan’la tetiklenen ve devamında hiç de akla gelmeyecek değişikleri beraberinde getiren çılgın bir sürecin içinde. Başdöndürücü bir hızla değişimler ve gelişmeler yaşanıyor, an be an yeni haberler gündeme düşüyor, biraz ilginiz varsa başınızı gazete ve internet sitelerinden kaldıramıyorsunuz. Sadece bir ay gibi çok kısa zamanda yaşadıklarımızı özetlersek; cumhurbaşkanı seçilemedi, inadına seçim harekatı Anayasa Mahkemesinden döndü, erken seçim kararı alındı, meydanlar milyonlarla doldu, halk hareketinin yansımaları merkez sağda ve solda birleşme, işbirliği, evlilik, nişan vs. gibi sonuçları beraberinde getirdi, el sıkışmalar, omuz vermeler, isim değişiklikleri, yorumlar, yazılar, açıkoturumlar tam gaz devam edecek ve ülkemiz 2 ay boyunca seçim dönemi girdapları, çalkantıları, hareketliliği ile dolacak, hayatımız pek renklenecek. Tüm bunların sonucunda 22 Temmuz sonrası meclis de epey renklenecek! Ömrümüz yeter de görürüz inşaallah. 

Peki bunca hareketliliğe rağmen benim, sabırla beklediğim ama kesinlikle tek bir kıpırdanma görmediğim olay nedir biliyor musunuz? Partilerin kadın aday kontenjanları ve milletvekili aday adayı olan kadın sayısı. Hangi taraftan olursa olsun bu konuda herkes Nuh diyor peygamber demiyor. Ikına sıkına 3-5 kadın aday zorlukla çıkartıyorlar. Evet belki kadınlar başvurmuyor ama kadınları cesaretlendiren tek bir parti üst düzey sorumlusu da yok. Birçoğu da klişeleşmiş, sadece toplum önündeki durumlarından fayda sağlayacaklarını umdukları hep aynı isimleri piyasaya sürüyor, bu kadınları görmekten biz bıktık, onlar siyaset arenasında kırıtmaktan bıkmadı. Yıllardır hep aynı hatunlar, hiç değişmiyorlar ve siyaseti tekellerinde tutuyorlar. Onları ancak ölüm ayırıyor bu yollardan. Bugün seçim barajının çok daha üstünde yer alan bu sorunu bakalım ne zaman çözeceğiz?

Kadınlar meydanlarda, mitinglerde, en önde... cephede, savaşta, sivil toplum kuruluşlarının başında, her yerde... nüfusun %51’i kadın; dolayısıyla seçmenin de yarısı kadın... hani nerede meclisin yarısı? Yok yok yok. Yıllar boyu öylesine siyasetten uzaklaştırıldılar ve asimile edildiler ki; cesaretleri kalmadı, erkek egemen bu alana girmeye ödleri patlıyor.

Bu ülkede politikalarını insan haklarını savunma, ırk, milliyet ayrımcılığını red etme, kınama, yok etme üzerine inşa eden en radikaller bile cinsiyet ayırımcılığına gıkına çıkartmıyor.  İş kadına geldi mi onun tam temsil hakkı kimsenin umurunda olmuyor, olayı feminist bir söylemin eşiğine getirmek gibi bir niyetim yok ama artık utanıyorum, yahu bu konuda da biraz gelişelim ve tavrımızı değiştirelim. Şeriat ile yönetilen en karanlık ülkelerde dahi meclisteki kadın sayısı bizi katlıyor, yazıktır, Afganistan’ı bile örnek alsak bugünden daha iyi bir düzeye ulaşırız...

Bakınız, kadın oranı %51 diye daha önce yazdım. Bu oran en radikal sağcı partinin oyundan, ırkçı-faşist kesimi temsil eden partinin oy oranından, Alevilerin, Kürtlerin oranından, komünistlerin oranından, Radikal İslamcıların oy oranından, liberallerin ya da sosyalistlerin oy oranından daha fazla, Cumhuriyet tarihinde %51 oy oranını kim ne zaman yakaladı (1947 DP yi bu kapsamın dışında tutalım). Mecliste ise kadın milletvekili %4 oranda, yazıyla yüzde dört... yazarken bir kere daha utanıyorum, utançtan ellerim titriyor, titrerken oranı 5 yazasım geliyor.

Memleket ciddi bir dönemde, dengeler pamuk ipliğine bağlı, bu yüzden radikal olmak istemiyorum, zaman daha büyük düşünme zamanı ama, bu seçimlerde de kadını yok sayan tutumlarından dolayı, partilerin milletvekili kontenjanı göstergesine dayalı olarak oy kullanıp kullanamama kararımı tekrar tekrar sorgulamak gereğini içimden duyuyorum. Elimde değil duyuyorum... Bakalım 23 Temmuz 2007 günü mecliste 50 kadın milletvekili görebilecek miyiz. Peki 100 görebilecek miyiz. Sadece mecliste mi? Artık orduda, medyada (magazin medyasında değil), edebiyatta, üst düzey yönetimlerde kadınları daha fazla görebilecek miyiz? Sabrım tükenmedi, umutla bekliyorum... kadın olmak umut etmek demektir, sabretmek, mücadele etmek demektir, kadın olmak hissetmek, güvenmek, özveri, fedakarlık demektir. Hadi artık kımıldayalım biraz, bu seferki kadın fakiri son seçim olsun! Lütfen!

25 mayıs 2007 - ZS

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder