Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kaçmak.... (1.9.2001 - GECE)

Kimi zaman alışkanlıklarınızdan, yaptıklarınızdan, ailenizden, çevrenizden belki de sevdiğiniz herşeyden uzaklaşmak, vazgeçmek isteği benliğinizi kaplar... bir tür deşarj eğilimi ya da belki yeniden doğum anına dönmek, herşeye sıfırdan başlamak gibi... gerçekleşmeyecek bir düştür hepimiz için ancak, zaman zaman bunu istemeyen de olmamıştır aramızda... iddia ediyorum, kesinlikle böyledir: Hayata baştan başlamak... dünya etrafınızda dönmeye başlasa, size fırsatlar verilse, tek tek tekrardan başlasanız yaşamınızın her dilimine, tanrı ortaya çıksa ve  “dile benden ne dilersen” deyiverse ne güzel olurdu... bir masal dünyasına sürüklenip mutlu olsak!

Masallar; onlar hayal dünyanızın ta diplerine kadar akar, düşleri harekete geçirir ve mutlu eder... su katılmadık romantiklerdir onlar...

Bomboş bir beyin ve onu taşıyan canlı bir organizma olarak doğayla bütünleşmek, kapkaranlık bir gecede gökyüzü ile buluşmak, yıldızlara bakarak herbirini kendinizle eşleştirmek ve sonra onları uçurmak, göğe kovalamak, sonra da yeryüzüne akışını izlemek... kimi zaman sakince, kimi zaman çılgınca, kiminde kovalayarak kiminde kaçarak yıldızlarla bütünleşmek... bazen müzik dost olur size bazen deniz, bazen kumlar ve bazen de ateş... sigaranız yanar elinizde... düşünür, düşünür, dalar gidersiniz, gerçeklerinizden uzaklaşır hayallerinizin dünyasına adım atar ve mutlu olursunuz.

Böyle zamanlarda doğa, size cennetten köşeler sunar; ogüne kadar hiç görmediğiniz ya da farkında bile olmadığınız cennetten köşelerdir bunlar... gerçek değillerdir çoğunda kendisiyle bütünleştiğiniz o an, kendini size öyle gösterir belki de... ama yaşamak onu öylesine güzeldir ki... içiniz katılır anlatmak istersiniz birilerine ama anlatamazsınız, tıpkı dokunmak gibidir görmek de... görmeden olmaz, anlayamazlar... yazmayı denersiniz ama yazamazsınız da aslında, kelimeler yetersizdir, ne yapmalı diye düşünür durursunuz, tekrar yaşamak istersiniz, kaçırdığınız detayları iyice özümsemek için.


1 eyl 2001 / Gece

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder