Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








7 Mayıs 2011 Cumartesi

Dayanamıyorum (1.9.2006)

Ah artık dayanamıyorum bazen beni ilk gençliğime götüren ipuçlarına, böylesi çabuk geçmemeli, herşey böyle geride kalmamalıydı. Hele o şarkılar yok mu, onlar hala ilk günlerindeki gibi canlı canlı çalıyorlarken, biz yaşlanmış, yorgun ve yüreği buruk kalıveriyoruz yanlarında.
Kıçımda kirli kotum, arkadan tek örgü belime uzattığım saçlarımı hatırlıyorum, yüzüm daha yuvarlaktı, gözlerimse daha parlak. Sadece ana-babamın verdiği harçlığım varken aldığım yeni pembe gömleğime sevinebiliyordum.
Ogün eve dönerken uğrayabilmişsem Beşiktaş’ta bir pastaneye; kendim için keyif yaptığımı düşünerek zevkleniyordum. İlk maaş, bitmeyecek sandığım o para, küçük mutluluklar. Hepsi geride kaldı artık ve düşünmek istemiyorum.
Hele o resimler onlar yok mu, onlara ise hiç bakmak istemiyorum. Yanımda sevdiğim, birgün ayrı dursam dahi özlemine dayanamayacağım o arkadaşlarım, neredesiniz şimdi. Yakınlardasınız ama çok az görüyorum sizleri.
Ben telefon jetonlarımı özlüyorum, kulubeden evi aradığım zamanları, anaların elimize cep telefonu tutuşturacağının hayal bile edilmediği zamanlar ve zavallı öğrenci halimin naifliği.
İşte bunları hatırlatan hiçbirşeyi istemiyorum, içim yanıyor çünkü, daha geleceği hayal ederken birden bu yaşa geldik, hayallerimizi bitirmemiştik ki henüz. Zaman bizi eteğinden fırlatıp da koşup giderken ardında kaldık ve daha hiç birşey yapamadık.
En iyimiz çocuk yaptı işte, bizim kuşaktan şöyle ünlü biri çıkmadı, bir kahraman, bir siyasi ya da gazeteci, şarkıcı veya bir katil. Adımız sanımız duyulmadan kaybolduk gittik işte. Öğrenciyken su gibi içerken gazeteleri, kitapları, sağda solda yırtarken kıçımızı bir bok olamayacağımızı bilemiyorduk, şimdi de tanık oluyorum bazen çevremde kendi gençliğime benzeyenlerin yaptıklarına, gülüp geçiyorum, onlar bizden de şanssız. Biz iletişimin devrimini en sancılı yaşayan kuşağız, onlara herşey hazır geldi. O yüzden hedefleri, idealleri olsa bile aldıkları keyif çok zayıf, tatminsiz.
Ah bedenimizle birlikte yaş alamayan ruhlarımız, bizi sürüklediğiniz yerde mutlu olmaya şansımız olacak mı? Hayat kazanması çok güç bir zafer ve biz bu yolda sapır sapır dökülen küçük zavallı ve hatta yaşlı askerleriz.

Zeynep Sağlam / 1.9.2006

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder