Garip kavramlar bunlar, nerede başlar nerede biter, hangisi diğerinin sınırıdır, doğrusu nedir, nesnelliğinden kaynaklanan belirsizlikte ölçüyü tutturamamak bizi nereye götürür. Kişisel midir, toplumsal mı ya da sadece teoride mi. Yazıda, resimde, dilimizde, beynimizde ve en ala’sından sadece konuşmada, sadece tartışmada, sadece bahane üretmekte mi kullanıyoruz veya oynuyoruz biz bu kavramlarla. Bilen varsa söylesin ama bence yanıtı yok.
Düşünmek özgür bir eylem, hayal etmek de öyle. Herkes beyninin tamamen içindekileri konusunda sınırsız özgürdür, müdahale edilemez, çünkü bilinmezdirler. Özgürlüğümüz bize özeldir, bize özel olduğu sürece de olabildiğince özgürüzdür. İçerideyken özgürlüğünü yaşayan tüm düşünce, fikir, hayal, eylem ve plan dışarıya çıktığı anda sınırları çizilir.
İşte bu nokta çok önemli olup burayı iyice anlayamamış olmak ağır bedeller halinde tek tek karşımıza çıkmaktadır: Özgürlükler birbirlerini sınırlar, çizgisi belli olmayan bu sınırlar hepimizin yaşamını kontrol altında tutar ya da yönetir, işte burada bazen kafalar tamamen karışır, sapla saman birbirine girer, kimin ne dediği ne yaptığı çözülemez duruma gelir. Tıpkı giyinirken, eğlenirken olmaya çalıştığımız anlar gibi, iyice karıştırıp rezil bir hale dönüşebiliriz. Ama herşeye rağmen biz özgürlüğü severiz, savunuruz, bu konuda tarafızdır, bir şekilde özgürüzdür.
Sınırsızlık ise bir idealdir, gerçekleşmesi dünyada olası değildir, tamamıyla tekildir, bencildir ve asla gerçekte yaşanamaz.
Sınırsızlıkta diretmek de sadece edepsizliktir, saygısızlıktır. Son yıllarda tanık olduğumuz durum işte budur. Sürecini yaşadığımız sınır tanımazlığın bugün ki aşamada dönüştüğü Edepsizlik ve Ahlaksızlık toplumu her alanda kuşatmış insanlık onurunu ayaklar altına almıştır. Kendimizi, çevremizi, ailemizi, ülkemizi, benliğimizi içine çekildiğimiz bu rezil sarmalın uzağında tutmak başlıca görevimiz olmalıdır, ne yazık ki enerjimizi, gücümüzü ve kudretimizi bu uğurda harcamak zorunda bırakılmaktayız. Özgür olmayı savunurken birden korumacı bir zırhın içine sığınmaya tercih ediş, genlerimizdeki kirlenmeden ürkmemiz, özgürlükte üst noktaya ulaşmaya başladığımız yolculuktan geri dönüşe zorlar hepimizi. Dosyası temiz olmak, zihni temiz olmak, ahlakın erdemi, dürüstlük, onur, konuşmayı bilmek, adaletten yana olmak özlem duyduğumuz ve aradığımız ve hatta artık hayal ettiğimiz şeyler olmuştur. Kısacası istediğimiz zaman, istediğimiz yerde istediğimizi yapmayı, her aklımızdan geçeni söylemeyi özgürlük adına linç edip öldürürken birgün bu hale geleceğimizi hiç mi hiç düşünmedik. Modern zamanların tedavisi imkansız hastalığı bizi yerden yere vurmakta, kan revan içinde kalmaktayız. Azınlıkta kalan bir grup çaresiz her yerde her an maruz kaldığı yozlaşmanın, sınırsızlığın, sığlığın tacizini işte bu yüzden acıyla yaşamaktayız. Duygu ve davranışlarda ılım, kendine hakim olmak, çevremizi doğru algılama ve yorumlamak, taklitçilikten uzaklaşıp birazcık sıradanlaşmak inanın başlangıç için yeter, biraz düşünelim artık! Zaman çok geç olmadan!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder