Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








27 Kasım 2012 Salı

Ama yeter yani bu MAYA meselesi (27 kasım 2012)

Günlerdir basında, görsel medyada bir teranedir sürüyor. 21 Aralık günü kopacak kıyametten, bizim Şirince ile Fransa’nın Bugarach köyü kurtulacakmış. Efendim şimdiden rezervasyonlar dolmuş, geceliğine 1000-1500 euro gibi fiyatlar ödenmiş, konaklama karaborsaya düşmüş falan filan.

İnsan aklının yittiği durumlar!

Gerçekten çok şaşırıyorum bu hallere!

1) Öncelikle kıyamet kopacağı için şenlik mi kutlama mı yapılıyor ki bu izdiham var? Yani insanlar hoplaya zıplaya, ellerinde şişeler, kadehlerle kıyameti mi karşılayacaklar? Biri bana anlatsın lütfen.

2)  Diyelim ki kıyametten kurtuldunuz ey aklı evveller! Peki 22 ya da 23 Aralık günü - acaba yaşamınıza 20 Aralık’ta bıraktığınız yerden mi başlayacaksınız? “Aynen devam” diyorsunuz ki, kutlamalar için şimdiden tonla parayı döküp rezervasyonu yaptınız.
3)  Çok merak ediyorum; kıyamette ölmeyip de sonrasına kalmayı kaç kişi arzu eder? Ölmemek, ölmekten hayırlı mıdır? Hiç sanmıyorum ve yazıyorum:

a)   Bir kere ortalık sakinleşip de dünya üzerinde sadece 3000 bilemedin 5000 adet kaldınız. Günümüzün teknolojilerinin hiç biri yanınızda olmayacak.
b)   Birileri binlerce yıldır oluşagelmiş birikimi kullanamayacak, bu yeni çağa hiçbiri taşınmamış, depoladığınız bilgiler hep elektrik-elektroniğe dayalı ortamlarda bulunacağından hiçbirine erişiminiz mümkün olmayacak... şu meşhur KnowHow terimi kapsamındaki her şey - kısacası puffff.
c)   Ne elektrik olacak ne makine ne de tohum, fide, aş, ekmek, hiçbiri kalmayacak. Sadece tepedeki uydular kalacak, onlar da döne döne yok olacaklar.
d)   Şirince’de elde kalmış birkaç çuval buğday bile olmayacak, belki fırındaki un kalır, o undan da tek buğday yetiştiremezsiniz, yani yeniden avcı ve toplayıcısınız ki, av da kaldıysa tabii... ah bir de ateş, sonra da tuz meselesi var!
e)   Kaldınız ağaçlara, onların yemişlerine... iyi de önümüz kış, baharı aç beklemek zorundasınız, baharda açan çiçekleri yersiniz, aman hepsini değil, birazını bırakın, tozlaşsınlar, yoksa onlar da gider elden.
f)    Liste o kadar uzun ki ben azıcıkla bitiriyorum, gerisini siz düşünün.

4)   Yine çok merak ediyorum, o tarihlerde kutlamalara gidecek olan beyinsiz takımı yanlarında kaç tane iPad, Netbook, Notebook, Nokia Lumia (bu yazının yazıldığı gün fiyatı 1550TL) götürmüş olacaklar? Belki ertesi gün internete girerler de youtube’a felaket anlarını yüklerler felan. Şarjları bitince nereye takacaklar cihazları, orası meçhul! A bu arada internet ne ola ki? Kaldı mı bu bağlantılar, olsa olsa vahiyle yayın yapılabilir ancak.
5)   Kaç giyisi alacaksınız, bavullarınıza neler dolduracaksınız? Para mesela; ne kadar yanınıza alacaksınız? Gerçekten çok merak ediyorum.
6)   Kaçınız bu muhteşem günü ya da geceyi, sakin ve rahat geçirmek için çocuklarını birilerine bırakacak, ya da kaçınız son akşamı bütün yakınları ile beraber geçirmek yerine Şirince’ye koşacak?

Günümüz insanın başındaki en büyük felaket; aklını yitirmiş olması, mantıklı düşünememesi, akılcılıktan giderek uzaklaşması, kafasının içinde kıvrım kıvrım ve bembeyaz bir et yığını taşıması... Kıyamet çoktan kopmuş da dünyanın haberi yok.

Elveda

2 yorum:

  1. Kıyametin tüm uzay için kopacağını ve en uzak galaksiye dahi kaçılsa bir işe yaramayacağını unutmuş görünüyorlar...

    YanıtlaSil
  2. Revolution diye bir dizi var. Tam da bu yasananlari anlatiyor. Madde madde siraladiginiz " ertesi gunu" anlatiyor. Ailecek severek izliyoruz :)

    YanıtlaSil