Günlerdir basında, görsel
medyada bir teranedir sürüyor. 21 Aralık günü kopacak kıyametten, bizim Şirince
ile Fransa’nın Bugarach köyü kurtulacakmış. Efendim şimdiden rezervasyonlar dolmuş,
geceliğine 1000-1500 euro gibi fiyatlar ödenmiş, konaklama karaborsaya düşmüş
falan filan.
İnsan aklının yittiği durumlar!
Gerçekten çok şaşırıyorum bu hallere!
1) Öncelikle kıyamet
kopacağı için şenlik mi kutlama mı yapılıyor ki bu izdiham var? Yani insanlar
hoplaya zıplaya, ellerinde şişeler, kadehlerle kıyameti mi karşılayacaklar?
Biri bana anlatsın lütfen.
2) Diyelim ki kıyametten
kurtuldunuz ey aklı evveller! Peki 22 ya da 23 Aralık günü - acaba yaşamınıza
20 Aralık’ta bıraktığınız yerden mi başlayacaksınız? “Aynen devam” diyorsunuz
ki, kutlamalar için şimdiden tonla parayı döküp rezervasyonu yaptınız.
3) Çok merak ediyorum; kıyamette ölmeyip de sonrasına
kalmayı kaç kişi arzu eder? Ölmemek, ölmekten hayırlı mıdır? Hiç sanmıyorum ve
yazıyorum:
a) Bir kere ortalık sakinleşip de dünya üzerinde sadece
3000 bilemedin 5000 adet kaldınız. Günümüzün teknolojilerinin hiç biri
yanınızda olmayacak.
b) Birileri binlerce yıldır oluşagelmiş birikimi
kullanamayacak, bu yeni çağa hiçbiri taşınmamış, depoladığınız bilgiler hep
elektrik-elektroniğe dayalı ortamlarda bulunacağından hiçbirine erişiminiz
mümkün olmayacak... şu meşhur KnowHow terimi kapsamındaki her şey - kısacası
puffff.
c) Ne elektrik olacak ne makine ne de tohum, fide, aş,
ekmek, hiçbiri kalmayacak. Sadece tepedeki uydular kalacak, onlar da döne döne yok
olacaklar.
d) Şirince’de elde kalmış birkaç çuval buğday bile
olmayacak, belki fırındaki un kalır, o undan da tek buğday yetiştiremezsiniz,
yani yeniden avcı ve toplayıcısınız ki, av da kaldıysa tabii... ah bir de ateş,
sonra da tuz meselesi var!
e) Kaldınız ağaçlara, onların yemişlerine... iyi de önümüz
kış, baharı aç beklemek zorundasınız, baharda açan çiçekleri yersiniz, aman
hepsini değil, birazını bırakın, tozlaşsınlar, yoksa onlar da gider elden.
f) Liste o kadar uzun ki ben azıcıkla bitiriyorum,
gerisini siz düşünün.
4) Yine çok merak ediyorum, o tarihlerde kutlamalara
gidecek olan beyinsiz takımı yanlarında kaç tane iPad, Netbook, Notebook, Nokia
Lumia (bu yazının yazıldığı gün fiyatı 1550TL) götürmüş olacaklar? Belki ertesi
gün internete girerler de youtube’a felaket anlarını yüklerler felan. Şarjları
bitince nereye takacaklar cihazları, orası meçhul! A bu arada internet ne ola
ki? Kaldı mı bu bağlantılar, olsa olsa vahiyle yayın yapılabilir ancak.
5) Kaç giyisi alacaksınız, bavullarınıza neler
dolduracaksınız? Para mesela; ne kadar yanınıza alacaksınız? Gerçekten çok
merak ediyorum.
6) Kaçınız bu muhteşem günü ya da geceyi, sakin ve
rahat geçirmek için çocuklarını birilerine bırakacak, ya da kaçınız son akşamı
bütün yakınları ile beraber geçirmek yerine Şirince’ye koşacak?
Günümüz insanın başındaki
en büyük felaket; aklını yitirmiş olması, mantıklı düşünememesi, akılcılıktan
giderek uzaklaşması, kafasının içinde kıvrım kıvrım ve bembeyaz bir et yığını
taşıması... Kıyamet çoktan kopmuş da dünyanın haberi yok.
Kıyametin tüm uzay için kopacağını ve en uzak galaksiye dahi kaçılsa bir işe yaramayacağını unutmuş görünüyorlar...
YanıtlaSilRevolution diye bir dizi var. Tam da bu yasananlari anlatiyor. Madde madde siraladiginiz " ertesi gunu" anlatiyor. Ailecek severek izliyoruz :)
YanıtlaSil