Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








28 Eylül 2013 Cumartesi

Yoğurtçu Parkı’nda Ev’sizler (28 eylül 2013)

Dün bir bugün iki

Soluksuzum, deli gibi iş yapıyorum ama sonuç bir pire kadar bile değil. Hiç iş bitmiyor, her şey beni bekliyor, sürekli elektrik idaresi, telefon-telekom, kablotv merkezlerinde koşturuyorum, oradan çıkıp buraya gidiyorum, doğalgaz falan derken aklım başımdan iyice gitti. Tam 48 saattir, çok sevdiğim ve sık kullandığım baharatın kavanozuna bakıp adını hatırlamaya çalışıyorum, düşün, düşün, düşün ve sonunda evet BİBERİYE! Onu bile unutmuş bu kafam.

Dün bir bugün iki

Sabahın çok erken saatlerinde genç bir çocuk görüyorum penceremden. Pecmürde bir hal içinde, tamamen dağılmış ama çok çok genç. Bu yaşta nasıl dağıtmış düşünüyorum. Doğuştan gelen bir delilik halidir alkolizm ve bu da maalesef öyle ama! Uzak durduğumuz o güzel insanlardan.


Dün bir bugün iki

Sokaklarda koştururken güzergahım illaki Yoğurtçu Parkı’ndan geçiyor. Mecburum parkın yanından yürümeye. Parkı sınırlayan 40cm.lik duvar ile ulu ağaçların arasında görüyorum onları. Benim genç de orada. Sabah kahvaltısı bir kutu Efes EXTRA. Kim bilir kaçıncı şişe. Yerde battaniye ve yastık, örtüler, kartonlar, plastik şişelerde sular. Tabureden masa yapmışlar kendilerine, oturmuş içiyor ve sohbet ediyorlar. Az ileride ise banka yerleşmiş bir diğeri. Bembeyaz ama hiç dökülmemiş saçları, yanık yüzü ile ufka bakan orta yaşlı ve hala yakışıklı bir adam. Üzerinde deri bir mont ve kirli sırtını güneşe vermiş. Sabahı seyrediyor ve öyle sıradan bir güne başlıyor.

Dün bir bugün iki

Belki de daha güzel onlarınki. Bir hayvan gibi yaşıyorlar, tek kıyafet, bir döşek, su, sigara ve içkileri. Hep olmamız gerektiği gibi. Azıcık ama dünyalar kadar çok her şeyleri. Unutmayayım hemen yazayım mutlaka ellerinde gazeteleri; önce okuyor sonra kullanıyorlar. Açıkçası çok da rahatlar. Onları zora sokacak olan kışın soğuğudur. Ki durun bakalım ne yapacaklar?

Dün bir bugün iki

Yine buldum kendime bir beyinsel işgal konusu. İlk işim her saniye evde ıskartaya çıkan giysileri parktaki o insanlara sunmak olacak. Paketleyecek ve orada edindiğim bir ağaca asacağım. Dilencilere asla vermediğim paralarımla onlara içki alıp bir kenara bırakacağım, lazım olduğunda gelip alsınlar diye. Güzel insanlar. Bizim yapamadığımızı onlar yapıyorlar, hepsini seviyorum

Dün biiiiiiiiiiiir, bugün ikiiiiiiiiiiiii

Onlar, ev'sizler, belki siz, belki biz, hiç ummayız ama belki burnunun dibindeyiz. Parkın evsizleri… şehrimizin renkleri


1 yorum:

  1. Sevgili Zeynep,
    Çocukken, yanından sandal kiraladığımız, şimdi de, vasıtayla hızla geçtiğimiz Yoğurtçu Parkı'nın yanından yürüyerek geçmeyi hiç düşünmemiştim. Gözlemlerin ve yazdıkların hoşuma gitti, ilk fırsatta ben de yürüyerek geçeceğim Yoğurtçu Parkı'ndan. Bu arada, güle güle oturun, iyi günler olsun. Sevgilerimle... Cenan Torunoğlu

    YanıtlaSil