Birkaç gündür idam cezasını yeniden sorgulamaya başladım. Kendimden utandım ama; çaresiz bir şekilde sorguluyorum elimde değil. “Acaba” lar zihnimde uçuşuyor “Keşke” ler beynimde son sürat geziniyor.
Acaba yeniden yürürlüğe giremez mi?
Keşke kaldırılmasa mıydı?
Vallahi yazarken bile ellerim titredi. İdam bir cinayet(di) benim gözümde, ne olursa olsun kimse idam edilemez(di). Peki bu cezayı gerektiren suçların yorumunda ne fark var. O suçları işleyenler hak etmiyorlar mı benzer karşılığı? Yanıtım EVET’e doğru hızla kayıyor ne yazık ki.
Şimdi başka birşeyden söz edeyim.
Ben haşere denen yaratıklardan zinhar şikayetçi olan bir insan değilimdir. Tatile birlikte gittiğim arkadaşlarım bavullarından haşare öldürücü aparatlar ve bazı tabletleri çıkarttıklarında da pek gülerim. Allahın sineği, karıncası, böceği için böylesi organize bir yaklaşım beni güldürür. Minicik bir ısırık, damlanın onda biri kadar emilen kan, hafif kaşıntı. Bütün donanım ve hamallık bu basit olay için. Tabi ki akreplerle, zehirli örümceklerle koyun koyuna yaşamayacağız ama illaki öldürmemiz gerekmiyor. Hele arı öldürenlerden nefret ederim. Arı öldürmek Allah’a şirk koşmaktır. Bu bir vahşettir. Genelde sinekleri, arıları ya da başka böcekleri bir mendille yakalar camdan dışarı fırlatıveririm. Sivrisineklerde bunu başaramaz onlara teslim olurum. Genelde kan grubumdan mıdır nedir beni de fazla ısırmazlar ama ısırdığında da boşveririm. Öldürmeyi düşünmem. Aynı konular fareler için de geçerli. Fareler bizim şehirlerimizi paylaştığımız tek canlıdır. Niye onları yok etmeyi düşünürüz ki? Hastalık yayıyorlarmış. Bence bunun da çaresi var. Neyse konumuza dönelim. Canlılar konusunda bu derece yufka yürekli olan Ben, yufkalığı aşağıdaki konularda nedense kaybettim, yok oldu. Kesinlikle çok zalim, vahşi ve gaddarım.
Adam hiçbir şekilde tahrik edilmemiş, kendisine zarar verilmemiş, bir acı yaşatılmamış. Kısasa kısas denen ilkellikten beslenecek bir dayanağı yok. Ama adam bombalı saldırı düzenliyor. Hamile kadın karnındaki bebeğiyle ÖLÜYOR, 5 yaşındaki bebecik ÖLÜYOR, gencecik çocuklar ÖLÜYOR, hayat mücadelesi içinde yorgun, omuzları çökmüş gariban - Pazar akşamı kendini eğlediği caddede hiçbir nedeni yokken parçalanarak ÖLÜYOR. Ölüyor oğlu ölüyor. Şimdi ne yapılır? Bu işi yapan adam insan, yaşaması haktır. Yakalanırsa hapise girip yatacaktır, bir şekilde 3-5 yılda af edilip dışarı çıkacaktır. Unutulacak ve hayata karışacaktır. Bu cani bizim İDAMA HAYIR nidalarımız yüzünden yaşayacak ve belki de bir eyleminde bizi de kurban etmiş olacaktır. Ben bunu anlamıyorum!
Adam 48-50 yaşında. Evli ve 3-5 çocuğu var. Adam köyündeki gariban bir ailenin zeka özürlü kızına tecavüz ediyor ve hamile bırakıyor. Adam böyle bir adam. Zavallı, çaresiz, hayatı algılayamayan bir kızcağıza tecavüz ediyor ve evine gidiyor, karısıyla yatıyor, çocukları ile oynuyor. Gayet rahat. Ortada sebep yok, keyfi için yapıyor bunu. Bu adam insan sayılıyor. Buna hayvan bile denemez. Ne olacak, adalete teslim edilecek, en fazla 6 ay yatacak sonra dışarı çıkacak. Eşin dostun sübiyanlarına tacize devam edecek. Bu caniye verilecek ceza bence farklı olmalı (hoş kızın ailesi gerekeni yapmış zaten okuduk – onaylamıyoruz bunu ama, çok da kızmadığımı itiraf etmek zorundayım, ikiyüzlü davranamam).
Adam ve Kadın evli, çocukları var. Biri işitme engelli. Karıkoca ekip olarak işitme engelli çaresiz kızlarına fuhuş yaptırıyor. Adam BABA, kadın ANNE. Çocuk ise mağdur. Küçücük kız bir eziyet çemberinde yıllarca seks işkencesi çekiyor. Kendi çocuğunu insan olarak görmeyen ebeveynler nasıl İNSAN sayılabilir? Yaşamaya hakkı var mıdır? Artık yanıt veremiyorum.
Benzer örnekler hayli fazla... son zamanlarda hep karşımıza çıkıyor, okurken ya da izlerken tüylerimiz ürperiyor. Bu örneklerde mağdur tarafta sadece insanlar değil, bitki ve hayvanlar da var. Fiil aynı fiil. Hayvanlara işkence ediliyor, ağaçlar katlediliyor, bunlar yapılırken altından kalkılmayacak telaffuzu zor zararlara yol açılıyor. Yıllara yayılacak büyük bir zarar ve ziyan, katliam.
Düşünmeden edemiyorum,”asacaksın Taksim Meydanı’na” demek istemiyorum ama başka takdir de bulamıyorum. Bazı şeyleri savunurken hatalı mı oluyoruz acaba? İyi düşünmek lazım. Yaşamak hepimizin hakkı... başkalarının yaşama hakkını elinden aldığımız an hakkımızı kaybediyoruz (kaybetmeliyiz). Ben böyle düşünüyorum. İster beğenin ister beğenmeyin.
Yüreğinizden sevgi eksik olmasın!
Ağustos-2008
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder