Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








29 Şubat 2012 Çarşamba

Biraz saçmalayalım... (2 mart 2009)

Son yıllarda fazlasıyla üst üste yaşadığımız ama bence temeli geçtiğimiz yüzyıla dayalı ve uzunca zamandır devam eden ekonomik buhran konusunda biraz saçmalamak istiyorum. Aslında, şu halihazırda içinde bulunduğumuz ekonomik buhran değil bahsettiğim, bunu sadece bir araç, bir model ya da bahane olarak kullanacağım.

Bildiğim şeyler ve zehir zemberek çalışan mantığım sayesinde bazı çıkarımlarım var, sözlerim tamamen kendi icadım olacak.

Şimdi evrende hiçbir şey yoktan var olamaz. Bunu biliyoruz. Yine yoktan var olamayacağı gibi varken de yok olamaz. Peki ne olur. Değişir ya da dönüşür. Bir şey yok olmuşsa başka bir şeye dönüşmüştür, ya da değişmiştir. Gerçi sanallaşmış unsurlar da var bu detayda ama, şimdilik bunu bir kenara bırakalım derim.

Daha altı ay öncesine kadar yer gök para, paranın gıyabında su, aş, cevher, toprak ile dopdolu iken ne oldu da şimdi herşey bir anda ortadan kalktı. Ya da herşey son 5-6 ayda mı buhar oldu ve havaya uçtu? Bence hayır.

Zaten onlarca yüzlerce yıldır dünyevi kaynaklar, para, değerli madenler, alım-satım araçları sürekli bir değişim dönüşüm sürecinde. Bu değerli kaynakların yer değiştirmesinde ise önemli bir sorun var. Sorunumuzun çözümü - yer değiştirme yönünün hep aynı tarafa olmasında gizli. Hep aynı tarafa doğru giden para, mal, mülk, aklınıza gelebilecek yığınla nesne, bu yığıldıkları noktalarda patlamak üzere. Şişti, şişti ve orada duruyor.

Kaynakları bu noktaya yollayan kesimler ise artık tahammül edemez bir noktaya geldiler. Bırakınız hastalıkları ile uğraşmayı, artık giyinmeyi bile düşünemiyorlar. Isınmaktan çoktan vazgeçtiler, neredeyse açlıkla yüz yüzeler. Hatta artık çoğunlukla da açlar. Giderek çığ gibi büyüyorlar.

Bir yanda yığılmış ama kimsenin işine yaramayan dev bir dağ. Altın para, mükemmel yiyeceklerden oluşmuş. Öte yandan hiçbir şeyi olmayan sefil kalabalık. Kaçınılmaz olan; bu iki zıt kutbun gün gelip de etkileşimi. İşte bizim son ekonomik buhranımızın bir fırsata dönüşeceği konusundaki tek elle tutulur şık da bu! Etkileşim süreci! İşte bu süreci fırsata dönüştürmek ise ezilen, yok olup giden, yoksulluğun kıskacında acı çeken kesimlere düşüyor.

Fırsat, artık dünya üzerindeki kaynakların eşit ve adilce paylaşımı için harekete geçmek.

Fırsat, on yıllar boyu bize yutturulan sistemleri terk edebilmek.

Fırsat, demokrasi yalanını ve aslında bu argümanla tetiklenen ırkçılık ve milliyetçiliği terk etmek, milliyet ekseninde değil de sınıf ekseninde kendimizi değerlendirebilmek.

Fırsat, artık çok zengin olmayı istememek, yeter artık demeyi bilmek.

Fırsat, 1000 yıl yaşasak bile bize yetecek tüm varlığımızı bin kişiyle paylaşabilmek.

Fırsat, “niye ben yıkılıyorum da buhranın temel kaynağı olan adamlara zinhar bir şey olmuyor” sorusunu artık sorabilmek.

Fırsat EŞİT olmak, EŞİT olabilmeyi başlatmak ve başarabilmektir.

Bugüne kadar umut ediyordum ama artık inanıyorum. Açıkçası bir adım daha ileri gidildiği için de çok mutluyum. Belki büyük acılara gebeyiz ama tarih bir kere daha değişecek. Saçmalıyorum değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder