Merhaba

Yaşadıkça birikti, yaşadıkça birikti, doldu, taştı. Ben de tüm bunları yazdım. Bu sefer de yazdıklarım birikti, doldu, taştı. Taştıkça paylaşmayı çare gördüm. Benim çarem okuyuculara dert olur mu bilmem ama yıllardır yazılanların hepsi burada. Biraz siyasi, biraz felsefi, biraz da insani. Bir hayli de Zeynep'ten.


Afiyet olsun








12 Şubat 2012 Pazar

Hz. Para (5 kasım 2007)

Geçmişte de günümüzde de gücü elinde tutan ve kendine karşı olan tüm diğer güçleri de alay edercesine yok edebilen tek şey var dünyada: PARA. Aslında yeni değil ama telaffuzunda artık sakıncası kalmayan durumumuz şöyle anlatılabilir. İnsanlık sonunda Allah’ını buldu, haşa tövbe estağfurullah ama ne yazık ki bu Allah (Tanrı dahi diyemiyorum) PARA. O herşeye muktedir, o insanı kendine kul köle eden şey, o istenilenin gerçekleşmesini sağlayan tek güç. O sadece bir madde ama maneviyatı da yöneten bir ilah. Ona inanılır, ona tapılır, onun için herşey yapılır. İnsan kendini, benliğini, çevresini, ülkesini, toprağını hiçe sayar onun için hepsini bir kalemde silmeye yok etmeye hazırdır.

Para için yalan söylenir, para için her yol, üçkağıt, dümen mubah sayılır. En erdemli kişi, mutaassıp, dini bütün geçinen zat-ı muhterem, para için şeytanın ta kendisi oluverir. Namuslusu fahişe, maçosu efemine, imansızı müslüman, katoliği sünnet oluverir. Paranın ucu göründü mü bütün dünya değişiverir.

Bugün bu nesne için binlerce insanın ölmesine seyirci kalınabiliyor, binlerce minicik bebenin günde 16 saat boğaz tokluğuna çalıştırılmasına sessiz kalınabiliyor, hektarlarca ormanın yok edilmesine, suların çekilmesine, heryerin zehirle yok olup gitmesine tepkisiz kalınabiliyor. Gelecek bile para ile satın alınıp şimdiden geri dönülmez tahribatlar yaratılabiliyor. Paraya satılmışlık kadını çarşafa sokup, dünyanın tüm idiotlarını muhtelif noktalarda tek güç ilan ederek tüm kontrolu eline verebiliyor. Parası olan askerlik yapmıyor, başını örtüp kıçını açabiliyor. Parası olan, garibanın evladını yolda ezip geçiyor, öldürüp kenara atabiliyor ama kendisine bir fiske dahi vurulamıyor. Para ihale aldırıyor, paha biçilmez yeşil alanları imar durumu izin vermediği halde gökdelenlerle katledebiliyor.

Çevremiz Paranın sevgili kulları ile tur tur çevrilirken bu rezillik karşısında eli kolu bağlı kalan bazılarımız bile birgün bu belanın müptelası olma endişesini ister istemez taşıyoruz, korkudan da ödümüz patlıyor. Hergün ya da her dönem yenileri dünyaya gelen para kontrol ve birikim merkezlerinin etraftaki hummalı aktivitelerini izlerken sinirden kuduruyoruz. Kimi zaman inşaat şirketleri, kimi zaman gıda temin zincirleri, kimi zaman otomotiv sektörünün kralları, kimi zamansa politikanın kurmayları olan PARA’nın melekleri, özellikle son yıllarda tam kudurmuş haldeler ki, sanki 1000 yaşını garantilemişler ve sanki milyonlarca yılda teşekkül eden dünyamızın nimetlerini 3-5 yılda, geri dönüşü mümkün olmayacak biçimde yok etme hakkı kendilerine karşılıksız verilmiş gibi yaşadıkça midemizi bulandırıyor, içimizi nefretle dolduruyor.

Biz bu yeni Allah karşısında dinsiz, imansız, Allahsız olmaktan başka seçenek bulamıyoruz. Ve sonsuza kadar Hz.Para’yı red eden, bu çirkinlikten kusan, iğrenen, çıldıran azıcığımız birgün satın alınmamak için dua edip duruyoruz: Allah’ım bizi affet, senin yerine kağıtla putlaştırdığı bu pisliğe tapanlara da cezasını Sen ver. AMİN!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder